18 Eylül 2014 Perşembe

Üşüyorum




  Hava insanın tüylerini ürpertecek kadar soğuk.
Denizin kıyılarına hırçınca vurduğu o akşam vakitlerinden birinde oturduğum iskemleden bir yabancı gözüyle tir tir titreyerek etrafıma bakınıyorum bir şeyleri anlamaya çalışırcasına. 
Etrafımda garip bir telaş, sürekli değişen  kalabalıklar. Anlamsız görünüyor gözlerime her biri.
Rüzgarın uğultusu alıyor aklımı götürüyor en uzaklara, hoyratca bastırıyor içimden yükselen sesleri. 

 Hemen  bitişiğimde yaşlanmış, yaşamak için kanat çırpan, çırptıkca yapraklarını döken,   ölüme soyunmuş bir ağacın  hışırtılarını duyuyorum. Uzun uzun inceliyorum koca ihtiyarı, bedenindeki kırışıklıklara takılıyor gözlerim.. O kırışıklıkları kolay kolay kazanmadığı o kadar bariz ki, kim bilir ne mücadeleler verdi, bilmediğimiz kaç soğuk gecede rüzgara kafa tuttu, hiç duymadığımız kaç çığlık attı da eksildi bu kadar?.  Aslında o kadar çok benziyoruz ki birbirimize.. Bu benzerlik bana hüznün rengini hatırlatıyor.. Ölümü hatırlatıyor..

 Güneşin en kırmızı haliyle köşeye çekilip gitmeye hazırlandığı gökyüzünde birbirlerini kovalayan dağınık bulutların süzülüşlerini izliyorum. Her biri yurtlarından sürülen çocuklar kadar mahzun görünüyor ve bir o kadarda özgür.. Çünkü hiç bir yere ait  değil onlar. Kat etmek zorunda oldukları milyonlarca mesafeler var, her gün farklı  bir   güne süzülüyor bambaşka hayatların esrarengiz bulutcukları oluyorlar. Onlara benim gibi imrenen kaç farklı beden daha vardır ki?


  Gözlerimi hiç ayırmadan onları izliyor ve şekillendirmeye çalışıyorum, biliyorum ki bana anlatmak istedikleri bir şeyler var, biliyorum ki benim için buradalar. Gülümseyerek karşıladığım gökyüzünün beyaz pamukları bana yaptıkları dert ortaklığından sonra şekil değiştirerek yollarına devam ediyorlar içimde yine karşılaşacağımız hissini bırakarak. 
Onları , hislerime tercüman oluşlarını seviyorum..

 Ve kükreyen deniz.  Bir derdi var onunda benim gibi belli. Kendisini bir o yana bir bu yana savuruyor kurtulmak istercesine. Dalgalar kıyıya her vuruşunda biraz daha  arınıyor yüklerinden ve damlacıklar uçuşuyor denizin üzerinde mutluluk şarkıları söylercesine. Üşümüş ellerimin yardımıyla   sarmaladığım  bedenimle bir bütün olup, titrek dudaklarımın tiz sesiyle  eşlik ediyorum bende onlara. Derdimi anlatıyorum ne var ne yok döküveriyorum içimde tüm  kalmışlıklarıyla. Öyle güzel konuşuyorlar ki benimle bir derdime bin derman ancak bu kadar iyi olunabilirdi diyorum tüm minnettarlığımla. İçimdeki hoyrat dalgalardan kurtulan damlacıklarım süzülüveriyor yanağımdan, öyle bir süzülüyor ki tüm kırılmışlıklarımı yalnızlıklarımı anlatamadıklarımı alıp götürüyor beraberinde.


 İçimi bir titreme alıyor ve ben üşüdükçe üşüyorum. Bu kez sessizliğe teslim olmaksızın kalabalığa karışıp uçuşuveriyor kelebeklerim. Dalgaların sesinde onların kanat çırpınışlarını duyabiliyorum. Ve sonra  Mağrur bakışlarımı yere indirip buluşturuveriyorum yaşlı kirpiklerimi. Artık geriye deniz bulutlar ve sonsuz mutluluk kalıyor..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder