21 Eylül 2014 Pazar

Hiçlik

 Bazen şu dünyada hiç varolmamayı diliyorum. Varlığıma küfürler savurarak açıyorum perdelerimi yeni güne. Buğulu pencereme dokundurduğum parmaklarımla zikzaklar çiziyor sonrada dikiveriyorum gözlerimi en uzağa. Rüzgarın unuttuğu bir kum tanesi gibi ortada öylece kalakalmışlık duygusu sarıveriyor etrafımı. Birden beni boşluklarımdan  çekip çıkaracak bir beklediğim varmış gibi bir his konuveriyor hiçliğime. Bir süre kıpırdamadan olduğum yerde dikiliyorum sonra zorlukla odanın dışına doğru adımlar atmaya başlıyorum yapabildiğimce. Elimde olsa akşama kadar penceremden seyredalardım ama, şu amalar işte. Herşeye birer bahane olmaktan başka ne işe yarıyorlar ki? Yapmak istediklerime engel olmak dışında yaptıkları ne? Hiç bir şey.. Sadece koca bir hiç.
  
 Oksijen dahi dolmuyor ciğerlerime.. Her biri benden kaçıyormuş gibi, bana bir soluğu çok görüyorlarmış gibi, artık ölmemi istiyorlarmış gibi..

 Neden diyorum, neden varım ben. Ne işim var burada? Bu saçmalıklar arasında oluşuma anlam veremiyorum. Ne yaptımda böyle bir dünyaya atılma gereği duyuldu. Bunca acımasızlığın bir parçası olacak ne yaptım ben?  


 Hiçliğin tamda ortasında buldun mu kendini aniden? Hiç bir sebep yokken her şey anlamını yitirdi mi bir anda? Neden sorularını sıraladın mı ardı ardına öylece?
 Maskeler neden düşüverir ki bi anda. Neden anlamsızlaşır her şey. Hep mi öyledir yoksa  zaman zaman bize mi öle görünürler? Değişiklik onlara da mı iyi geliyor yani?

  Ağlamak istiyorum.. Gözlerimin içinde koca bir okyanus var ve ben artık tartamıyorum ağırlığını, taşıyamıyorum.. En umulmadık anlarda kıyıya vuruyor dalgalarını.. Öylesine sert vuruyor ki bir anda hıçkırıklar içinde buluveriyorum kendimi. Ağlamalıyım hemde çok. Öyle bir ağlamalıyım ki boğulmalıyım gözlerimin denizinde. Nedensizce, sorgulamadan olabildiğince ağlamak, ne de hoş geliyor benliğime.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder