İçimde ne çok kelimem var biriken bir bilsen, ucu bucağı olmayan söylenmemiş sözlerim..
Cümlelerimde doğmayı bekleyen, sancılar içerisindeki dağınık bir türlü toplayamadığım harflerim.
Dudak kıvrımlarımdan dökülmeye o kadar istekliler ki birbirleriyle yarışıyorlar ilk olmak için. Neden, nasıl olduğu umurlarında değil tek dertleri özgürlüklerine kavuşmak, süzülmek bir kuş misali ama bilmiyorlar rüzgar tarafından ne tarafa savrulacaklarını ve canlarının ne denli yanacağını ..
En kuytu susuşlarımda saklıyorum onları, en sert kayaları döşüyorum önlerine çıkamasınlar diye. Biliyorum çıka geldiklerinde heba olacaklar, kıymetsizleşecek en değerlilerim.. Her ne kadar yarama tuz basıyor olsada susuşlarım, içimde çoğalan yaralarıma inat kenetleyeceğim dudaklarımı.Bazen diyorum ki süzülsün dudaklarımdan, tenime değe değe bana bulansın sonra yakasına yapışsın şişko hayatın. Bir bir hesabını sorsun yitirdiklerinin, acımasızca vursun kendisini yüzünün tam ortasına tüm çıplaklığıyla korkmadan..
Hadi ona gidenlerin senden ne çok şey alıp gittiğini söyle, nasıl ortada bir başına kalakaldığını, canının çekilmez acısını söyle. İçime attığım, saklı tuttuğum her ne varsa kus birbir. Ama ben bilmiyorum nereden başlayıp nerede sonlandıracağımı deli cümlelerimi, öyle doluyum ki birbirlerine dolanır kalakalırlar ortada.
Hem sabrın sonu selamet değil midir? Selamettir ya.. Öyle diyorum ben.
Ve işte bu yüzden ben şimdilik razıyım susuşlarımda boğulmaya.. İçime akıttığım her bir harf zerreceği benimle büyüyecek, bir gün sığamayacak ve taşacak bir yerler arayacak kendine. İşte o zaman tüm kırılganlığını kaybetmiş olan cümleciklerim erecek muradına..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder